İnorganik ve Organik Bileşikler
İnorganik bileşikler enerji vermez ve vücudumuzda üretilmezler. Canlı yapısına katılır ama sindirilemezler. Eksikliklerinde hastalıklar ortaya çıkabilir. Su, vücudumuzda en önemli inorganik bileşiktir.
Su harika bir çözücüdür ve vücut sıcaklığımızı dengede tutar. Yüksek ısı kapasitesi sayesinde denizler geç ısınıp geç soğur, bu da deniz canlılarını ani sıcaklık değişimlerinden korur. Katı haldeki suyun (buz) yoğunluğu sıvıdan daha az olduğu için, buzlar su üzerinde yüzer ve altındaki yaşamın devam etmesini sağlar.
Mineraller de önemli inorganik bileşiklerdir. Tüm canlılar mineralleri dışarıdan alır ve bir mineralin eksikliği başka bir mineralle giderilemez.
Biliyor muydun? Dehidrasyon ve hidroliz birbirine zıt tepkimelerdir. Dehidrasyonda monomerler birleşerek su açığa çıkarırken ATP kullanılır, hidrolizde ise büyük moleküller su ile parçalanır ve ATP kullanılmaz.
Organik bileşikler ise enerji verebilen, canlı tarafından sentezlenebilen ve yapıya katılan moleküllerdir. Enerji veren organik bileşikler sırasıyla karbonhidratlar 4,2kal/g, lipitler 9,3kal/g ve proteinlerdir 4,3kal/g. Uzun süreli açlıkta vücut önce karbonhidrat, sonra yağ, en son protein kullanır.
Yapıcı-onarıcı özellik bakımından en çok yapıcı olanlar proteinler, sonra lipitler ve en az yapıcı olanlar karbonhidratlardır. Düzenleyici olarak enzimler, hormonlar, vitaminler ve mineraller görev yapar. Protein, enzim ve hormonların yapısında; vitaminler ise enzim ve hormonların yapısında bulunabilir.