Edebiyatın Diğer Bilimlerle İlişkisi
Edebiyat ve tarih arasında güçlü bir bağ vardır. Aynı tarihi olayı konu alan edebi eserlerde farklı yorumlar görebiliriz. Örneğin, Türk edebiyatının ilk tarihi romanı Namık Kemal'in "Cezmi" adlı eseridir. Tarık Buğra'nın "Osmancık" ve Kemal Tahir'in "Devlet Ana" romanları ise Osmanlı'nın kuruluşunu farklı bakış açılarıyla ele alır.
Sanat eserini diğer metinlerden ayıran temel özellik, sanatçının yorumunu taşımasıdır. Sanatçı konusunu tarihten alırken gerçekliği bozmadan onu sanatsal bir yaratıcılıkla yeniden kurgular.
Edebiyat-coğrafya ilişkisinde önemli örnekler bulunur. Türk edebiyatının ilk seyahatname örneği Seydi Ali Reis'in "Miratül-Memalik" adlı eseridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi ise edebiyat, tarih ve coğrafya açısından çok değerli bilgiler içerir.
Edebiyat sosyoloji ve psikolojiyle de yakından ilişkilidir. Dadaloğlu'nun "Kalktı, göç eyledi Avşar illeri" mısrası, toplumsal bir dönüşümü anlatırken, Mehmet Rauf'un "Eylül" romanı Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olarak karakterlerin iç dünyalarını yansıtır.
Not: Sanat eserlerinde tarihsel gerçekliğin yeniden yorumlanması, eseri sadece bilgi aktaran bir metin olmaktan çıkarıp sanatsal bir değere kavuşturur.
Edebiyat-felsefe ilişkisine örnek olarak Sartre'ın "Bulantı" ve Camus'un "Düşüş" romanları verilebilir. Teknolojik gelişmeler de edebiyatı etkilemiş, matbaanın icadı gazete edebiyatının doğmasına neden olmuştur. 20. yüzyılda ortaya çıkan fütürizm akımı ise teknoloji ve edebiyatı birleştirmiştir.



