Canlıların Sınıflandırılması
Doğadaki canlıların benzerlik, farklılık ve akrabalık derecelerine göre gruplandırılmasına sınıflandırma (sistematik) denir. Bu sınıflandırma için gerekli kural ve kriterleri belirleyen bilim dalına ise taksonomi adı verilir.
Sınıflandırmanın birçok amacı vardır. Örneğin, canlıları bilimsel kurallara göre gruplandırmak doğayı daha kolay anlaşılır hale getirir. Ayrıca, benzer canlıların farklı isimlendirilmesinden doğacak karışıklıkları engeller ve bilim insanları arasında iletişim birliği sağlar. Biyolojik çeşitliliği anlamak ve ekolojik kaynakları tespit etmek de sınıflandırmanın diğer amaçları arasındadır.
Bilimsel anlamda canlıları ilk sınıflandıran kişi Aristo'dur. Aristo canlıları bitkiler ve hayvanlar olarak iki ana gruba ayırmış, daha sonra bunları morfolojik özellikler ve yaşam ortamlarına göre alt gruplara bölmüştür. Organlardaki görev benzerliğini (analojik benzerlik) dikkate alan bu yöntem yapay sınıflandırma olarak adlandırılır.
Dikkat! Filogenetik kökenleri farklı, görevleri aynı olan organlara analog organlar denir. Örneğin, kuşların kanadı ile kelebeklerin kanadı görevleri aynı olsa da kökenleri farklıdır.
Carolus Linnaeus ise daha kapsamlı bir sınıflandırma yöntemi önermiş ve 1735'te "Doğa Sistemi" adlı eserinde ilk defa ikili adlandırma yöntemini kullanmıştır. Günümüzde ise sınıflandırma, canlıların akrabalık derecelerine göre yapılmakta ve buna doğal (filogenetik) sınıflandırma denmektedir.
Filogenetik sınıflandırmada DNA ve protein benzerliği, vücut simetrisinin benzerliği, embriyonel gelişim evreleri, biyokimyasal özellikler ve homolog organlar gibi kriterler kullanılır. Sınıflandırma kategorileri büyükten küçüğe doğru âlem, şube, sınıf, takım, aile, cins ve tür şeklinde sıralanır. Bu kategorilere dâhil olan ortak özellikteki bireylerin oluşturduğu topluluğa takson denir.