Omurilik ve Refleksler
Omurilik
Omurilik, beyinle vücudun geri kalanı arasındaki iletişim köprüsüdür. Yapısal olarak dışta ak madde, içte boz madde bulunur ve tıpkı beyin gibi üç katlı zarla (meninges) korunur.
Omurilikte duyu nöronları arka (dorsal) kökten girer, motor nöronlar ise ön (ventral) kökten çıkış yapar. Bu düzenli yapı sayesinde vücuttan gelen bilgiler ve beyinden gelen komutlar doğru şekilde iletilir.
Omuriliğin iki temel görevi vardır:
- İmpuls iletimini gerçekleştirmek
- Alışkanlık ve bazı refleks hareketlerini yönetmek
Beyinden çıkan sinirler omurilik soğanında çaprazlaşırken, duyu sinirleri omurilikte çapraz yapar. Bu nedenle vücudumuzun bir tarafından alınan duyu beynin ters tarafında algılanır.
Refleksler
Refleks, uyarılara karşı gösterilen ani ve istemsiz tepkilerdir. İki tür refleks vardır:
Doğuştan gelen refleksler:
- Diz kapağı refleksi
- Emme refleksi
- Göz kırpma refleksi
Kazanılan refleksler:
- Sıcak cisme dokunup hemen elimizi çekmek
- Limon görünce ağzın sulanması
- Araba kullanma
İlginç bilgi: Bazı refleksler baskılanabilir, örneğin aşı olurken kolumuzu çekmemek gibi. Ancak bu bilinçli bir çaba gerektirir.
Refleks oluşurken impulsun izlediği yola refleks yayı denir:
Reseptör → Duyu Nöronu → Arka Kök → Ara Nöron → Ön Kök → Motor Nöron → Efektör
Her refleks omurilikte kontrol edilmez. Örneğin, göz bebeği refleksi orta beyinde, hapşırma ve kusma refleksi omurilik soğanında kontrol edilir. Diz kapağı refleksinde ise ara nöron bulunmaz.
Uyarılar önce omuriliğe, sonra beyne iletilir. Bu yüzden tehlikeli bir durumda önce tepki verir, sonra ne olduğunu hissederiz - bu da hayat kurtarıcı bir özelliktir!