Tanzimat Dönemi Hikâyesi
Batılı anlamda hikâye türü edebiyatımıza Tanzimat Dönemi'yle girmiştir. Bu dönemde ilk hikâye denemesi Emin Nihat'ın "Müsameretname" adlı eseridir. Ancak ilk gerçek hikâye örnekleri Ahmet Mithat Efendi'nin "Letaif-i Rivayet" ve "Kıssadan Hisse" adlı eserlerinde karşımıza çıkar.
Tanzimat Dönemi'nde yazılan hikâyelerde meddah öykülerinin etkisi ve anlatım tekniği açıkça görülür. Bu dönemde yazarlar günlük yaşamdan ve tarihten alınan olayları konu edinmişlerdir. Esaret, evlilik ve yanlış batılılaşma gibi konular hikâyelerde sıkça işlenen temalardır.
Batılı anlamda ilk güçlü gerçekçi hikâye örneklerini Samipaşazade Sezai'nin "Küçük Şeyler" adlı eserinde görürüz. Bu eser, Türk hikâyeciliğinin gelişiminde önemli bir adım olarak kabul edilir.
Not: Tanzimat Dönemi hikâyeleri teknik açıdan zayıf olsa da, toplumsal konulara değinmesi ve dili sadeleştirmeye çalışması açısından önemlidir.
Milli Edebiyat Dönemi'nde Hikâye
Milli Edebiyat Dönemi'nde hikâye türü gerçek anlamda olgunluğa ulaşmıştır. "Genç Kalemler" dergisindeki "Yeni Lisan" makalesiyle başlayan dilde sadeleşme hareketi, hikâye türüne de yansımıştır. Özellikle Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin gibi yazarlar hikâyelerinde Anadolu'yu ve Anadolu insanını sade bir dille anlatmışlardır.
Bu dönemde yazarlar eserlerinde milli bilincin oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Sade bir Türkçe kullanarak yazdıkları hikâyelerle halkın anlayabileceği bir edebiyat oluşturmayı amaçlamışlardır.





































