Hikaye Ünitesi: Türk Hikayeciliğinin Gelişimi
Türk edebiyatında Batılı anlamdaki ilk öyküler 1870'lerden sonra Tanzimat Döneminde yazılmaya başlandı. Emin Nihat'ın "Müsameretname"si ilk öykü denemesi olarak kabul edilirken, Ahmet Mithat Efendi'nin "Letaif-i Rivayat" adlı eseri ilk öykü örneği sayılır. Batılı anlamda gerçek ilk öykü ise Sami Paşazade Sezai'nin "Küçük Şeyler" adlı eseridir.
1960 sonrası Türk hikayeciliği, toplumsal değişimlerin yoğun olduğu bir dönemde gelişmiştir. Bu dönem hikayelerinde gecekondu bölgelerindeki insanların sorunları, Almanya'ya göç eden işçilerin yaşantıları, kadın sorunları ve köyden kente göç gibi toplumsal konular işlenmiştir. Leyla Erbil, Sevgi Soysal, Sevim Burak gibi yazarlar özellikle kadın sorunlarına değinen eserler vermişlerdir.
Bireyin iç dünyasını anlatan hikayeler de bu dönemde önem kazanmıştır. Bu hikayelerde bunalımlar ve iç çatışmalar öne çıkarılır. Sanayileşme ve şehirleşmeyle değerlerin kaybolması, varoluşçuluk akımının Türk edebiyatında yer bulmasına zemin hazırlamıştır. Demir Özlü, Ferit Edgü, Oğuz Atay ve Adnan Özyalçıner'in hikayelerinde bu akımın etkisini görmek mümkündür.
Not: 1970'li yıllardan itibaren modern hikayenin yanı sıra postmodern hikayeler de yazılmaya başlanmıştır. Oğuz Atay, Latife Tekin ve Bilge Karasu gibi yazarlar eserlerinde postmodernist teknikleri başarıyla kullanmışlardır.











































