Hikaye ve Türk Edebiyatındaki Gelişimi
Hikaye, olmuş veya olabilecek bir olayı veya durumu anlatan kısa edebi türdür. Romandan farkı, daha az kişiye yer vermesi (tip) ve ayrıntılara girmeden tek bir olayı konu edinmesidir.
Dünya edebiyatında hikayelerin öncüsü Boccacio'nun "Decameron" adlı eseridir. Türk edebiyatında ise ilk hikaye örneği Ahmet Mithat Efendi'nin "Letaif-i Rivayat"ıdır. 1871'de Emin Nihat Bey'in "Müsameretname"si ilk hikaye denemesi olarak kabul edilirken, Batılı tarzda ilk örnekleri Sami Paşazade Sezai'nin "Küçük Şeyler" adlı eseriyle görmekteyiz.
Hikaye türünün iki temel çeşidi vardır: Maupassant (Olay) Tarzı ve Çehov (Durum/Kesit) Tarzı.
Maupassant Tarzı Hikaye'de serim, düğüm, çözüm planı kullanılır. Bir olay anlatılır, okuyucuda heyecan yaratılır ve kişi-çevre tasvirleri önemlidir. Geriye dönüş, özetleme ve diyalog teknikleri kullanılır. Bu tarzın Türk edebiyatındaki önemli temsilcileri Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Sabahattin Ali ve Reşat Nuri Güntekin'dir.
💡 Bir hikaye okurken serim-düğüm-çözüm planı görüyorsan, büyük ihtimalle Maupassant tarzı bir hikayeyle karşı karşıyasın demektir!
Çehov Tarzı Hikaye'de ise bir olay yerine günlük hayattan bir kesit ele alınır. Serim, düğüm ve çözüm planı bulunmaz. Kahramanların iç dünyalarının tahlillerine önem verilir ve hikaye belli bir sonuca bağlanmaz. Bilinç akışı, iç konuşma, iç çözümleme gibi teknikler kullanılır. Türk edebiyatında bu tarzın temsilcileri Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Oktay Akbal ve Tarık Buğra'dır.






































