Doğu'da Mücadele ve Safevilerin Sonu
Doğu sınırında Şah II. Tahmasb, Rus tehdidine karşı Osmanlı Devleti'nden yardım istedi. Kafkasya'ya kadar ilerleyen Osmanlı ordusu ile Rus ordusu karşı karşıya geldi. 1724'te İstanbul Antlaşması (İran Mukasemenâmesi) imzalandı ve İran'ın kuzeydeki toprakları Osmanlı ve Rusya arasında paylaşıldı.
Bu antlaşma Safeviler tarafından tepkiyle karşılandı ve bölgede Osmanlı Devleti'ne karşı isyanlar çıktı. Nadir Han'ın Safevi Devleti'nin başına geçmesiyle ülkede birlik sağlandı. 1732'de imzalanan Ahmet Paşa Antlaşması ile Aras Nehri'nin kuzeyindeki Azerbaycan toprakları Osmanlılara kalırken, Tebriz, Kirmanşah, Hamedan ve Luristan İran'a bırakıldı.
Nadir Han 1733'te Bağdat seferine çıktı ve Kerkük, Necef ve Kerbela'yı ele geçirdi. 1735'te Osmanlı kuvvetlerini Arpaçay Muharebesi'nde yendi. Nadir Han kendisini İran şahı ilan ettirerek Safevi Devleti'ne son verdi ve yerine Afşar Hanedanlığı'nı kurdu. 1746'da iki devlet arasında Kasr-ı Şirin Antlaşması şartlarını içeren Kerden Antlaşması imzalandı.
- yüzyılın sonlarına doğru İran'ın Basra'yı işgal etmesiyle başlayan son savaşlar, Osmanlı birliklerinin karşı taarruza geçerek Basra'yı geri almasıyla sona erdi (1779).
Rusya'ya karşı verilen mücadelede, 1768'de başlayan savaş Osmanlı için ağır sonuçlar doğurdu. Kırım Han'ı Kırım Giray'ın 1769'daki seferi ile başlayan savaşta, Osmanlı ordusundaki yetersizlikler, erzak sıkıntısı ve maaşların zamanında ödenmemesi gibi sorunlar nedeniyle Rus ordusu üstünlük sağladı.
Rusya, üç cepheden saldırı planı yaparak Ukrayna, Azak ve Kafkaslar üzerinden ilerledi. Balkanlardaki Ortodoksları kışkırtarak Sırbistan, Karadağ, Eflâk ve Boğdan'da ayaklanmalar çıkardı. 1769-1770 kışında Rus orduları Tuna'ya kadar ilerledi ve Bükreş'i işgal etti.
İlginç Bilgi: Çeşme Baskını sonrasında Osmanlı donanmasını iyileştirmek için Baron de Tott isimli Fransız mühendis görevlendirildi. Bu çabalar, Osmanlı'nın Batı'dan teknoloji ve uzmanlık transferi yapma çabasının önemli bir örneğidir.
Osmanlı donanmasının Çeşme'de imha edilmesi üzerine Rus donanması Akdeniz ve Ege'de rahatça faaliyet göstermeye başladı ve Çanakkale Boğazı'nı abluka altına aldı. Bu durum, 1774'te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'nın ağır şartlarının kabul edilmesinde etkili oldu.