Orta Çağ Felsefesinin Temelleri
Orta Çağ felsefesi MS 2-15. yüzyıllar arasında Hristiyanlık ve İslamiyet'in etkisiyle din merkezli bir yapıya sahip olmuştur. Hristiyan felsefesinde düşünürlerin çoğu din adamıyken, İslam felsefesinde din adamlarının yanı sıra farklı alanlardaki düşünürler de katkı sağlamıştır.
Bu dönemde Stoacılık, "tanrı" ve "ruh" kavramları üzerinden Orta Çağ felsefesini etkilemiş, Platon ve Aristoteles'in görüşlerini uzlaştırmayı amaçlamıştır. Stoacılar bu dünyayı, ruhun ölümsüzlüğünü ve Tanrı'ya yükselişi savunurlar. Epikürosçuluk ise insanın mutluluğa ulaşmak için dünyevi hazlardan uzak durması gerektiğini ve gerçek anlamda irade özgürlüğüne sahip olması gerektiğini ileri sürer.
Orta Çağ filozofları kötülük problemi üzerinde durmuş, Tanrı kanıtlarını ve karşıt argümanları tartışmışlardır. Bu düşünürler, kötülüğün iyiliğin gerçekleşmesi için bir araç olduğunu savunur ve evrendeki düzen ve güzelliğin Tanrı'nın varlığına işaret ettiğini düşünürler.
💡 Not: Orta Çağ felsefesindeki kaderci yaklaşım, bugünkü ahlak anlayışlarını da etkilemiştir. Merak ettiğin bir konuyu derinlemesine araştırırken, bu bağlantıları fark etmeye çalışabilirsin!
Hristiyan Felsefesi
Hristiyan felsefesi, din merkezli düşünce yapısıyla akıl ve inanç arasındaki ilişkiyi sorgular. Bu dönemde inancın bilgiyi mümkün kıldığı düşüncesi hakimdir ve Antik Yunan felsefesinden etkilenilerek Tanrı'nın varlığını kanıtlama çabası görülür. Kutsal metinlerin doğruluğu merkezdedir ve oluşturulan fikirlerde dinsel otoriteye karşı gelinmemesi gerektiği savunulur.
Hristiyan felsefesi iki dönemde incelenebilir: Patristik Felsefe MS2−8.yy ve Skolastik Felsefe MS8−15.yy. Patristik Felsefe, "kilise babaları" olarak bilinen rahipler tarafından yapılmıştır ve amacı inancı temellendirmek, Hristiyanlığı korumak ve yöneltilen eleştirilerin haksız olduğunu göstermektir. Tertullian, Clemens, Augustinus ve Boethius bu dönemin önemli düşünürleridir.
Skolastik Felsefe ise "Okul Felsefesi" olarak da bilinir ve inancı akıl yoluyla temellendirmeye çalışır. Amacı yeni bilgiler edinmek değil, inancı akıl gücüyle pekiştirmek ve karşıt görüşleri çürütmektir. Anselmus, Aquinalı Thomas ve Ockhamlı William bu dönemin önemli temsilcileridir.