İlk Medeniyetler ve Doğa Filozofları
İnsanlık tarihinin ilk büyük düşünce sistemleri çeşitli medeniyetlerde ortaya çıktı. Mısır medeniyeti hiyeroglif yazıyı geliştirirken, Mezopotamya'da Sümerler Gılgamış Destanı'yla ölümsüzlük ve evrenin oluşumu gibi derin sorular soruyordu. Çin, Hint, İran ve Babil gibi medeniyetler de felsefi düşüncenin gelişiminde önemli rol oynadı.
İlk Yunan filozofları (Doğa Filozofları) varlığın ilk nedenini (arkhe) ve değişimi sorgulayarak felsefeyi sistematik hale getirdiler. Thales suyu, Anaksimandros "apeiron"u (sınırsız), Anaksimenes havayı arkhe olarak kabul ederken, Empedokles dört temel element fikrini (hava, su, ateş, toprak) ortaya koydu. Bu dönemde Demokritos da önemli katkılar sağladı.
Çin'de Lao Tse gerçekte her şeyin bir olduğunu ve bunun "tao" (yol) olduğunu savundu. Yunan dünyasında ise Herakleitos ateşi arkhe kabul ederek "her şey değişir" derken, Parmenides tam tersine varlığın "bir" olduğunu ve değişmediğini savundu.
⚡ İlginç bir not: M.Ö. 5. yüzyılda felsefenin merkezinde doğa varken, Sokrates ile birlikte merkeze "insan" alınmıştır!
Sofistler bilginin kişiden kişiye değiştiğini savunan göreceli (relativist) bir tutum benimsediler. En önemli temsilcileri Protagoras ve Gorgias'tı. Sokrates ise sofistlere karşı çıkarak evrensel bilgiyi savundu ve "doğurtma" (mayötik) yöntemini kullanarak sorgulamayı ön plana çıkardı.
Platon'a göre evrendeki her şeyin bir "ideası" vardır. İdealar dünyası akılla kavranabilen değişmez gerçekleri içerirken, duyular dünyası (fenomenler dünyası) değişen ve yanıltıcı olan görünüşleri içerir.