Felsefi Düşüncenin Doğuşu ve İlk Filozoflar
Felsefe, evrensel sorunları ele alan bir disiplin olarak çeşitli medeniyetlerin katkılarıyla şekillenmiştir. Mezopotamya ve Mısır'da yazının bulunması, Hint'te insanı kötülüklerden arındırma arayışları, İran'da Zerdüşt'ün ikili (dualist) anlayışı ve Çin'de Taoculuğun mistik yaklaşımı, felsefi düşüncenin temellerini oluşturmuştur.
MÖ 6. yüzyıldan MS 2. yüzyıla kadar süren dönemde filozoflar, evrenin ilk unsuru (arkhe) sorusuyla ilgilenmişlerdir. Bu düşünürler, doğadaki olayları tek bir temele bağlama çabası içinde olmuşlar ve araştırmalarında akıl, deney ve gözleme dayanmışlardır. Bu yaklaşım biçimleri materyalizm (maddecilik) olarak değerlendirilir.
İlk filozoflar arkhe konusunda farklı görüşler öne sürmüşlerdir: Thales'e göre evrenin ilk unsuru su, Anaksimenes'e göre hava, Herakleitos'a göre ateş, Pythagoras'a göre sayı, Empedokles'e göre toprak, hava, su ve ateş, Demokritos'a göre ise atomdur. Parmenides, değişimin olmadığını savunurken, Herakleitos "her şey akar" diyerek sürekli değişimi vurgulamıştır.
Merak et! Antik dönemde Anadolu'da yaşamış birçok filozof vardır: Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Herakleitos, Diogenes gibi düşünürler, bugünkü Türkiye topraklarında doğmuş veya yaşamıştır.
MÖ 5. yüzyılda ortaya çıkan Sofistler, doğa filozoflarının varlık sorununu bir yana bırakarak tamamen insanla ilgilenmişlerdir. Protagoras'ın "İnsan her şeyin ölçüsüdür" sözü, onların göreceli (rölativist) anlayışını yansıtır. Sofistler, mutlak doğruların olamayacağını savunmuş ve pragmatist bir yaklaşımla bilgiyi insanın işine yarayan şey olarak tanımlamışlardır.