Şia ve İslam Düşüncesinde Fıkhi Yorumlar
Şia, Hz. Peygamber'in vefatından sonra Hz. Ali'yi ve ehl-i beytini halifeliğe (imamet) en layık kişi olarak gören ve onu meşru halife kabul eden topluluktur. Şia düşüncesine göre Hz. Ali, Hz. Peygamber'den sonra insanların en üstünüdür ve Hz. Peygamber Veda Haccı'ndan dönerken Gadir-i Hum denilen yerde Hz. Ali'yi kendisinden sonra halife tayin etmiştir.
Şiiler, imamet konusunu inanç esaslarından biri olarak kabul eder. Bu görüş, onları diğer İslam mezheplerinden ayıran önemli bir özelliktir.
İslam dinini yeni kabul eden toplumlar zamanla bazı sorunlarla karşılaşmış ve pek çok soru sormuşlardır. Fıkhi alandaki bu sorunlara çözüm bulmak için çalışan alimlerin etrafında topluluklar oluşmuş, böylece ameli (fıkhi) yorumlar ortaya çıkmıştır.
Merak ettiysen: Mezhepler, halkın dini uygulamalar konusundaki sorularına alimlerin verdiği cevaplarla şekillenmiştir. Bu cevapların sistemleşmesi ve belirli yöntemlerle verilmesi, zamanla farklı fıkhi ekollerin doğmasını sağlamıştır.
Hanefilik, İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin görüş ve düşüncelerine dayanır. Dinin genel ilkelerini göz önünde bulunduran Ebu Hanife, nakil ile akıl ve hadis ile rey (kişisel görüş) arasında dengeli bir rol benimsemeye çalışmıştır. Fıkhi içtihatlarda akla ve akıl yürütmeye başvurması sebebiyle kendisine "Rey Ehli" denmiştir.
Malikilik ise İmam Malik b. Enes'in görüşlerine dayanır ve önemli bir fıkhi mezhep olarak varlığını sürdürmektedir.