İman Türleri ve Tevhid İnancı
İman, nitelik açısından iki türe ayrılır:
Taklidi İman: Kişinin, çevresinin ya da ailesinin inancının etkisiyle, herhangi bir delile dayanmadan sahip olduğu imandır. Taklidi iman sahibi kişiye mukallid denir. Bu kişi özgür düşünemez ve iradesini istediği gibi kullanamaz.
Kur'an-ı Kerim taklidi imanı eleştirmiştir, çünkü bu tür iman kişiyi taassuba (bağnazlık) götürebilir. Taassup, kişinin aklını kullanmadan herhangi bir görüşe körü körüne bağlanmasıdır.
"Onlara (müşriklere): 'Allah'ın indirdiğine uyun' denildiği zaman onlar, 'Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız' dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" (Bakara suresi, 170. Ayet)
Tahkiki İman: Her Müslümanın, inancını delillerle, araştırmayla, akıl ve mantıkla güçlendirmesi gerekir. Bu şekilde bilgiye, araştırmaya ve kavramaya dayanan inanca tahkiki iman denir.
Tevhid İnancı: Allah'ın varlığına ve O'nun eşi, benzeri ve ortağı bulunmadığına inanmak, iman esaslarının temelini oluşturur.
İman-Amel İlişkisi: Amel, insanın özgür iradesiyle yaptığı iş, eylem ve davranışlardır. İmanın tüm gereklerine inanan bir kişi, bunların bir kısmını amellerine yansıtabilir, bir kısmını yansıtmayabilir. Böyle bir durumda bu kişi hâlâ mümin sayılır, ancak amelde eksiklikleri vardır.
Önemli Not: Din bilginleri, kalbinde imanı bulunan ve bunu diliyle söyleyen, ancak dinin emrettiği amelleri yerine getirmeyen kimseleri (yaptıklarını helal görmedikleri sürece) mümin saymışlar, ancak günahkâr mümin olduklarını belirtmişlerdir.