AVRUPA'DA YAŞANAN GELİŞMELER VE 20. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ
Avrupa 15-16. yüzyıllarda Rönesans'la birlikte büyük bir değişim yaşadı. Bu süreçte skolastik düşünce yıkıldı ve akılcılık ön plana çıktı. Ardından Reform hareketleri Avrupa'da mezhep birliğini bozarken, 17. yüzyılda yaşanan Aydınlanma Çağı akıl, deney ve gözleme dayalı bilimsel düşüncenin yaygınlaşmasını sağladı.
Fransız İhtilali (1789)
Fransız İhtilali, mutlak krallık yönetimine ve toplumun sosyal sınıflara ayrılmasına karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıktı. Montesquieu, Jean Jacques Rousseau, Voltaire gibi aydınların düşünceleri ihtilalin fikri temellerini oluşturdu.
İhtilalin sonucunda herkes din, inanç, düşünce özgürlüğüne kavuştu ve egemenliğin millette olduğu ilkesi yayıldı. En önemlisi ise milliyetçilik kavramı ortaya çıktı ve bu durum çok uluslu imparatorlukların dağılmasına yol açtı.
Önemli Not: Fransız İhtilali'nin ortaya çıkardığı milliyetçilik fikri, Osmanlı Devleti gibi çok uluslu imparatorluklar için büyük bir tehdit oluşturdu.
Sanayi Devrimi
Sanayi Devrimi ile üretimde insan ve hayvan gücünün yerini makineler aldı. İlk olarak İngiltere'de dokumacılık alanında başlayan bu devrim sonucunda:
- Büyük fabrikalar kuruldu ve işçi sınıfı ortaya çıktı
- Köylerden kentlere göçler hızlandı
- Buharlı tren ve gemi ile ulaşım gelişti
- Artan üretim, ham madde ve pazar arayışları sömürgeciliği geliştirdi
20. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ
Osmanlı Devleti, Avrupa'daki gelişmeleri takip edemediği için bilimsel, ekonomik ve teknik alanlarda geride kaldı. Batılı devletlerden alınan borçlar ödenemeyince 1881'de Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) kuruldu.
Tanzimat Fermanı (1839)
Avrupa devletlerinin içişlerimize karışmasını önlemek amacıyla ilan edildi. Bu fermanla:
- Herkesin can, mal ve namus güvenliği sağlanacak
- Tüm halk yasalar önünde eşit olacak
- Vergiler herkesin gücüne göre alınacak
Islahat Fermanı (1856)
Avrupa devletlerinin baskısıyla ilan edilen bu ferman, Müslüman olmayan Osmanlı vatandaşlarıyla Müslümanların her yönden eşitliğini sağlamayı amaçlıyordu. Ancak Osmanlı toplumunu birleştirmek yerine, Avrupa devletlerinin iç işlerimize daha çok karışmasına neden oldu.
I. Meşrutiyet (1876)
Türk tarihinde ilk defa anayasa düzenine geçildi ve halk yönetime katıldı. Anayasada kişi hak ve hürriyetleri, mahkemelerin bağımsızlığı gibi konular yer aldı. Ancak II. Abdülhamid, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nı bahane ederek 1878'de meclisi tatil etti ve 1908'e kadar ülkeyi tek başına yönetti.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin baskılarıyla 1908'de II. Meşrutiyet ilan edildi ve bu cemiyet I. Dünya Savaşı sonlarına kadar ülkeyi yönetti.










