İlk Türk Devletlerinde Din
Türkler tarih boyunca yaşadıkları coğrafyanın zorlu koşullarından etkilenerek kendi inanç sistemlerini oluşturmuşlardır. Gökyüzünün hayatlarındaki rolünü fark eden Türkler, Gök Tanrı inancına yönelmiş ve tek tanrı inancını benimsemişlerdir.
Türkler Tanrı'yı eşsiz ve insanlara hükmeden yüce bir varlık olarak görmüşlerdir. Bu inanç, aynı zamanda siyasi iktidarın meşrutiyet kaynağı olan Kut Anlayışını da şekillendirmiştir. Gök Tanrı inancında ayrı bir din adamı sınıfı yoktu, sadece "kam" adı verilen mistik güçlere sahip olduğuna inanılan bilge kişiler vardı.
Türklerde güçlü bir ahiret inancı vardı. İyi insanların Uçmağ (cennet) kötü insanların ise Tamuğ (cehennem) gittiğine inanırlardı. Cenaze törenlerine "yuğ" denilir, mezarlara (kurgan) ölen kişi eşyalarıyla birlikte gömülürdü. Ölen kişinin mezarına hayattayken öldürdüğü düşman sayısı kadar dikilen heykellere balbal denirdi.
Bunu Biliyor Muydun? Türklerin inanışında "Yada Taşı" adı verilen kutsal bir taş vardı ve bu taşın rüzgâr estirme veya yağmur yağdırma gücüne sahip olduğuna inanılırdı!
Gök Tanrı inancının yanı sıra Türklerde Şamanizm (bir din değil, sihir ve büyü içeren bir inanç), Tabiat Kuvvetlerine İnanma (dağ, tepe, akarsu gibi doğa varlıklarını kutsal sayma) ve Atalar Kültürü (atalarının ruhlarının onları koruduğuna inanma) da görülmüştür. Attila'nın I. Balkan Seferi'nin nedeni olan Hun mezarlarına yapılan saldırı, atalar kültürünün ne kadar önemli olduğunu gösterir.





