Biyoçeşitlilik ve Etkileyen Faktörler
Biyoçeşitlilik, ekosistem içindeki canlılar, çevrelerindeki cansız ortam ve aralarındaki etkileşimleri kapsar. Bu çeşitliliği fiziki, biyolojik ve paleocoğrafi faktörler şekillendirir.
Fiziki faktörler biyoçeşitliliğin dağılışını doğrudan etkiler. İklim koşulları canlıların yaşamını sürdürmesinde belirleyicidir - kutuplardaki düşük ve göllerdeki yüksek sıcaklıklar canlı sayısını sınırlandırır. Kara ve denizlerin dağılışı da önemlidir; suda yaşayan canlılar için karalar, karada yaşayanlar için ise sular sınırlayıcıdır. Topografya da sıcaklık ve yağış koşullarını etkileyerek biyoçeşitlilik üzerinde rol oynar. Örneğin, Torosların güney yamaçları, kuzey yamaçlarına göre daha zengin biyoçeşitliliğe sahiptir.
Biyolojik faktörler arasında en önemlisi insanlardır. İnsanların biyoçeşitliliği hem olumlu hem olumsuz etkileri vardır. Paleocoğrafik faktörler ise geçmişteki değişimleri kapsar. Kıtaların ayrılması ve birleşmesi, biyoçeşitliliği önemli ölçüde etkilemiştir. İklim değişiklikleriyle bazı türler ortaya çıkmış, bazıları ise yok olmuştur.
Biliyor muydun? Yeryüzündeki son büyük iklim değişikliği Kuvaterner döneminde gerçekleşmiştir ve bu süreçte birçok tür evrimleşmiş veya yok olmuştur.
Yeryüzünde benzer bitki ve hayvan topluluklarından oluşan ortamlara biyom denir. Karasal biyomlar iklim koşullarına göre şekillenmiştir ve bitki örtüsüne göre adlandırılır: yağmur ormanları, savan, çöl, çayır, çalılık, yaprak döken orman, iğne yapraklı orman, dağ, tundra ve kutup biyomları.
Ekvator çevresindeki yağmur ormanları biyomu, her mevsim yağışlı ve sıcaktır. Yeşilliğini hiç kaybetmeyen, yüksek boylu ve geniş yapraklı ağaçlardan oluşur. Biyoçeşitlilik açısından en zengin biyomdur - jaguarlar, goriller, orangutanlar burada yaşar. Savan biyomu ise ekvatoral iklim çevresinde yer alır ve yüksek boylu otlar ve seyrek ağaçlardan oluşur. Fil, zebra, zürafa, aslan gibi hayvanlar bu biyomda yaygındır.



